Dream2Edu Sonbahar Atölyeleri

Dream2Edu Sonbahar Atölyeleri
Dream2Edu atölyeleri 4. yılına hazırlanıyor. Bu yıl da Hikayelerle İngilizce Atölyeleri aylık modüller olarak devam ediyor. Ayrıca her ay farklı bir çocuk atölyesi yapmayı da planlıyoruz. Yarıyıl atölyeleri de ajandamızda yerini aldı.
Geçmiş dönem atölyeleri ile ilgili bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Sizlere daha iyi hizmet verebilmemiz için formu doldurmanızı rica ediyoruz.
Aşağıdaki formu ilgilenebileceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla da paylaşabilirsiniz.

Shakespeare Yeniden

20180617_173235_resized

Yazıldıkları günden bugüne Shakespeare oyunları hep ilgi çekti, okundu ve izlendi. Çağımızda pek çok filme, müzikale ilham oldu. 400 yıldan beri hiçbir tema değişmedi ve Shakespeare hala çok popüler.

Virginia ve Leonard Woolf tarafından 1917’de kurulmuş olan The Hogarth Press, 2012 yılında Hogarth Shakespeare projesini başlattı. Shakespeare’in eserleri bugünün ünlü roman yazarları tarafından yeniden yorumlandı.

Doğan Kitap ise seriyi Türkçeye kazandırdı. Bu yaz okumayı planladığım bir çok kitap var. Bazıları gençken okuduklarım, 50 yaşına girerken tekrar göz atmam gerekenler, bazıları hiç sıra gelmemiş olanlar ve bazıları da yeniler. ‘Shakespeare Yeniden’ bu yenilerden. Son yılların en çok okunan polisiye yazarlarından olan Jo Nesbo’nun yorumladığı ve en sevdiğim Shakespeare trajedesi olan Macbeth ile başlıyorum seriye.

20180617_173108_resized.jpg

 

Karanlık Kız – Elena Ferrante

 

20180521_183940

Öldüm ama iyiyim…

Karanlık Kız, Elena Ferrante

Çocukluğumuzda yaşadığımız her acı, ağrı, sorun, sevgi, sevgisizlik, korkular yetişkin hayatımızda karalarımız, yanlışlarımız, pişmanlıklarımız, affedişlerimiz, affedemeyişlerimiz olarak bizi buluyor. Bazılarımız yüzleşebiliyor, bazılarımız hep kaçıyor. Kitabın 2. sayfasında hikayenin anlatıcısı olan baş kahraman Leda’nın sözleri zaten kitabı okumanız için sizi motive ediyor. ‘’Anlatması en zor şeyler, kendimizin bile anlayamadığı şeylerdir.’’

Elena Ferrante’nin Napoli Romanları’nı okumak istiyordum ama dört kitabı arka arkaya okuyacak zaman değildir Mayıs ayı bir öğretmen için. Kitabevinin raflarında dolaşırken elim birkaç kez kitaplara gittiyse de durdum sonra ‘Karanlık Kız’ gözüme ilişti. Arka kapağında yazan ‘’Napoli Romanları’nın adeta çıkış noktası olan bu bu kısa roman, yazarın ele aldığı belli başlı temaları kristalleştiriyor’’ cümlesi kitabı alıp kasaya yönelmeme sebep oldu. Cumartesi günümü de hiçbir şey yapmadan sabahtan akşama kadar kitabı okuyarak geçirdim. Romanı Eren Yücesan Cendey çevirmiş ve o kadar güzel çevirmiş ki, çeviri roman okumanın rahatsızlığını hissetmeden bir çırpıda okuyuverdim.

Hikayeyi İngilizce profesörü Leda anlatıyor. Leda 47 yaşındadır ve 2 kızı büyümüş, Kanada’da yaşayan eski kocasının yanına gitmiştir artık. Leda da uzun zaman sonra baş başa kaldığı özgürlüğü ile bir sonraki ders yılı için de hazırlıklar yapmak için İyonya kıyısında küçük bir köyde 1 aylığına bir ev kiralar. Birkaç gün sahilde bulduğu plajda huzur içinde güneşlenerek kitaplarını okur, ders hazırlar ve güneşlenir. Ancak bir süre sonra sahile gelen Napoli’li bir aile görüş alanına girer ve kendi çocukluğuna, gençliğine geri dönüşler başlar. Napoli’li ailenin gelini Nina ve Nina’nın kızı Elena ve oyuncak bebeği izlerken ve bir noktada onların hayatlarına dahil olarak da kendisi ile hesaplaşmaya başlar. Romanı okurken Leda’nın çatışmalarını, annelik ile ilgili duygularını, aitlik ve birey olma çabalarını ve bu uğurda yaptığı hataları, kaybedip kazandıklarını, pişmanlıklarını, affetme ve affedilme isteğini duyuyorsunuz.

Ev Anası

Bugünlerde ne okusam diye düşünüyorsanız eğer, Birgül Özcan’ın Ev Anasını okuyun derim. Kitap kulübümüzde moderatörümüzün tavsiyesi ile geçen yıl 8 Mart’a ithafen okuyup konuşalım diye seçmiştik kitabı.

Ev Anası sımsıcak bir öykü. Ön söz ön söz değil bir manifesto. Okurken gülmek, ağlamak arasında gidip geliyorsunuz. Hem kendinizden bir şeyler, hem çevrenizden başka şeyler buluyorsunuz her satırında. sonuna kadar da keyifle okuyorsunuz. Hatta öyle ki acele edip bitirmek bile istemiyorsunuz.

Dibi tutmuş tencereler, ıslak asılmayı bekleyen perdeler, yağmurda ıslanmasın diye balkondan aceleyle toplanan çamaşırlar, geçmişin unutulan raflarından çıkıp gelen cam parçaları, uykudan önce okunan sayısız masallar… Ve daha pek çok sizin yaşamınızdan kareler.

Neyse benim söyleyeceklerim çok ama söyleyip tadını kaçırmak istemiyorum. Sizi  Nur ve komşularıyla baş başa bırakmayı tercih ederim.

Biz Dream2Edu Kitap Kulübü olarak geçen yıl 7 Mart’da buluşup konuştuk kitabı. Hepimiz kitapta bizden birşeyler bulduk, üzüldük, sevindik ama ortak noktada buluştuk Ev Anası  içinizi ısıtacak bir öykü, yanıbaşınızdaki kadının sayfalara dalmış hali.

Maeve Binchy ve Ben

20171021_155441-1_resized

Yaşamın tek anlamı ihtiyaç duyulmak, esin vermek, bir şeyin arkasındaki güç olmaktı. Bunu kimse anlamıyordu, hiç kimse.
Ateşböceklerinin Mevsimi, Maeve Binchy

Bir yazar bazen çok özlenir… Tam da Maeve Binchy moodundayım. Tekrar mı okumalı bir tanesini, yoksa eksik varsa onu mu almalı diye İngilizce ve Türkçe rafları boşalttım evde.

Bilen bilir yabancı yazar okumayı severim… genelde de bestseller dan uzak dururum. E peki bu ne diyeceksiniz? Bu başka… Efendim, yıl 2001 benim için bir dönüm noktasıdır. İkizlerim doğdu… yani daha az uyuyup, kendime daha az zamanım oldu. E bi de çalıştım o dönem… part time ama olsun, çünkü onlar ne zaman evde olduğumu çok iyi biliyor, ona göre uyuyup uyanıyorlardı… hiçbir şeyi özlemedim o dönem okumak dışında. Ama ne mümkün, elime aldığım her kitap ayrı eziyet çekiyordu…

Sanırım derste İtalyanca Aşk Başkadır’ı okuttuk o yıl ( #penguinreaders #eveningclass )… O zaman keşf ettim işte Maeve Binchy’yi. Sonra başka bir çeviri geldi raflara… Aaa baktım ben bu karakterleri bir yerden tanıyorum, sonra başka. bir kitap… Onlar da tanıdık. “Dur bu kadını bir yerden çıkaracağım” demeler. Aslında sırasız çevrildi sanırım Türkçeye. O yüzden bazı karakterlerin öncesi sonrası şaştı ben doğruyu bulana kadar. Neyse Remzi Kitabevi’nde çocuklarla geçirdiğimiz mutlu ıslak kek ve kitap saatlerinden birinde de İngilizcelerini buldum. Ahhh o ne mutluluktu… yeniden okumak, sayfalarda dostlara rastlamak… işte bu yüzden bende yeri özeldir Maeve Binchy kitaplarının. Mutfak masalarında uzayıp giden sohbetler, kadının tolumdaki yeri, çok farklı görünen ama aslında aynı toplum ön yargıları…2 yılda bir yeni kitap yazdığını öğrendiğinde, bir sonrakini bekler oldum… Ta ki Maeve Binchy ölene kadar.

Şu an yoğunluktan, başladığım hiçbir kitabı bitiremiyorum. Beni kurtarsa kurtarsa bir Maeve Binchy romanı kurtarır…

Tam burada 🙂

Küçük Bir Parçacık ve Rengarenk Fil

Özellikle farklılıkların farkına varmak, kendini olduğu gibi kabul edip sevmemizi anlamımıza yardımcı olacak iki güzel kitabı hatırlatmak istiyorum sizlere: Pezzettino ve Elmer. Bu iki kitap anne babaların çocuklarına okurken sonrasında birlikte bir dolu şey yapabilecekleri hikayeleri anlatıyor. Sadece anne babalar için değil yine sınıf öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri de bu iki kitabı sınıflarında okuduklarında pek çok etkinlik planlayabilirler.

pezettino

Evet, Çocuğunuzla birlikte okuyup, sonra da çokça konuşabileceğiniz sımsıcak bir öykü. Leo Lionni’nin Pezzettino isimli kitabı. Pezzettino İtalyanca parçacık demekmiş. Bu öykü de herkesin kocaman olduğu bir dünyada yaşayan bir küçüğün bu kadar küçük olunamayacağını ve aslında bir başkasının parçası olduğunu düşünmesi ve kendini anlamasının yolculuğu. Elma Yayınevi tarafından yayınlanmış. 5-7 yaş için uygun ancak aslında daha büyük çocuklar için de birlikte tartışmak için okunabilir.

David McKee’nin yazdığı resimlerinin harika olduğu rengarenk fil Elmer’ın hikayeleri diğer önerim. Neşeli bir kişiliği olan Elmer herkesi eğlendirip güldürür ama aslında arkadaşlarının kendisine farklı olduğu için güldüğünü düşünür. Oysa gerçek hiç de öyle değildir.

IMG_5348

Okuduğunuzda birlikte konuşulacak çok şey bulacağınız bu kitaplar henüz kitaplığınızda yoksa en kısa zamanda almanızı öneririm.

İyi okumalar 🙂