Kış

Kış bitmek üzere ve ben hala defterime yazdığım bu yazıyı paylaşmadım. Neyse, 3. kelimem olarak kış. Aslında kelime mi güzel, yoksa çağrıştırdığı çocukluk anılarım mı bilmiyorum ama ‘’KIŞ’’ deyince aklıma üşüyüp geldiğim evde ısınmak canlanıyor gözümde.

f9dc9-dosya_0002b252832529

Kalabalık bir ailede büyümenin keyfi başka. Kışın sobanın üstünde her daim demli çay olması, akşamları kestane kebap yapma şansı, ara sıra sobanın küllerinde közlenen patates kış anılarımın en güzellerinden…

Sabah erkenden okula gitmek için kalktığımızda havanın gece bize sürpriz yaparak sokağı karlarla kaplaması da en güzel kış anılarımdan mesela.

Akşamın yavaş yavaş sokağı istilası ile perdeleri kapatıp, ışıkları yakıp babaannemden dinlediğim öyküler de geliyor kış deyince aklıma. Mangala çekilen közde pişirilen kahve de …

Oysa şimdi düşünüyorum, biz evin çocuklar için keyifliydi kış ama sobayı yakan, temizleyen annem için zordu aslında. Belki ona da sorsam şimdi, yine de o kış günlerinin güzel olduğunu söyleyecek.

Zaman geçtikçe yaşam şartları değiştikçe ‘kış’ın da anlamı değişti tabii… Artık günler, haftalar, aylar, yıllar birbirini kovalıyor ve zaman çok hızlı akıyor ama biz çocukken zaman yavaş, tembel tembel ilerliyordu. Sürprizler de bitti, hava durumu hiç yanılmıyor neredeyse, kestane alıp yemiyorum bile…

 

 

 

 

Keyif; Benim Kelimelerim #1

20180104_091014

 

Bir fincan kahve ile güne başlamanın keyfine diyecek yok desem de aslında o fincan kahvenin güne başlamak için aldığın yakıttan farkı yok. Sabah karanlığında yarım yamalak içilmiş bir kupa kahvenin keyif ile de hiç alakası yok.

Peki ama keyif nedir? Keyif almak, keyifli olmak, çakırkeyif olmak…

Keyif alınmadan yapılan iş yarım, pişirilen yemek lezzetsiz, geçirilen gün boşa değil mi? Öyle uzun sürecek bir durum da değil hem o keyifli olmak. Öyle olsa onun da keyfi kaçar mı?

Aslında gitgide azalan zamanda kısa kısa parantezler bu keyif halleri. Kendi anlamı dışında fazla da bir mana yüklemeye gerek yok. O anda kalan mutluluk işte… Hepsi, ‘o anda ‘ kalan mutluluk…

Benim Kelimelerim

Writing Article LinkedIn Poster Header

Bu aralar hiç alışık olmadığım bir şey yapıyorum. Aynı anda birden fazla kitap okuyorum. Mesela şu anda Hayriye Hanımı Kim Çaldı, Yazarın Odası ve ünlü dilbilimci David Crystal’ın The Story Of English In 100 Words’ü aynı anda masamın üstünde, çantamda, kısacası her anımda…

20180104_200632

Bu İngilizcenin 100 Kelime ile hikayesi öyle zevkli ki… Sadece kelimenin anlamı, etimolojisi değil bir dolu şey de öğreniyorum.

Kitabı okurken sınıfta yaptığımız küçük bir çalışma da geldi aklıma. Kelime çalışırken ya da bir öyküde, metinde yeni kelimeler çıktığında öğrencilerime genelde o kelimeyle aramdaki bağı anlatırım. Sesi, anlamı, hatırlattığı, o kelimeyi ilk duyduğum anı, nasıl öğrendiğimi… Sonra da onlara en sevdikleri 5 kelimeyi, yeni öğrendikleri kelimelerden en sevdikleri 5 taneyi seçip sınıfa anlatmalarını isterim. Aslında İngilizce öğretmenleri bilir, bir türlü kelime öğrenmelerini sağlayamayız öğrencilerimizin, dolayısıyla bu da iyi bir alıştırma olur. Yani yeni öğrendikleri kelimelere biraz daha odaklanır, onları biraz daha düşünürler. Zaten karşılarında ‘Ah, ne güzel kelime, düşünsenize anlamı ne kadar yoğun, kulağa nasıl güzel geliyor ‘ diyen bir kadın var.

Neyse çok uzattım. İşte bu kitapla kendimi ‘challenge’lamaya karar verdim. Bu yıl boyunca 100 tane kelime seçip onlar hakkında yazacağım. Öyle dilbilimsel yazılar olmayacak tabii ki ama o kelimenin bana anlattığını, hissettirdiğini anlatmaya çalışacağım.

Her güne 1 kelime 365 kelime bana fazla iddalı göründü. O yüzden 3-4 günde bir kelime ile bir yılı tamamlamayı düşünüyorum. Hem bir yazma alıştırması yapıyor olacağım, hem de kendi rutinimden biraz uzaklaşacağım. Bir blogathon maceram da olduğuna göre, bu maratonu tamamlamak zor olmayacaktır sanırım. Keyifli de olacağı kanaatindeyim.

E o zaman bana bol şans.

Not: Challenge gerçekten de güzel bir kelime değil mi? Çevirirken zorlanıyorum ama çok şey ifade ediyor. Neyse önce 100 Türkçe kelime ile başlayalım bakalım sonrasında neler olacak.

Unutmadan, bu yolculukta sizin de sesinizi duymak isterim. Beni yalnız bırakmazsanız sevinirim.